"Enter"a basıp içeriğe geçin

COVID-19 pandemisinde bilim insanının sorumlulukları

4

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük felaket olarak tanımlanan ve bugüne dek yaklaşık 1,5 milyon insanı enfekte eden COVID-19 pandemisi, 90.000 insanın ölümüne ve küresel ölçekte ciddi bir sosyoekonomik yıkıma neden oldu.

Pandemi yakın gelecekte sonlanacakmış gibi görünmüyor; birçok ülkede salgının tepe noktasına henüz ulaşılmadı. Doğal seyrinde çok hızlı yayılım gösteren pandeminin yol açacağı yıkımı azaltmak ve sağlık hizmeti kapasitelerinin aşılmasını engellemek için pek çok ülkede sokağa çıkma yasakları dahil olmak üzere güçlü baskılama politikaları uygulanıyor.

Bu politikaların belirlenmesinde bilim insanlarının, insan sağlığını merkeze koyan, bilimsel dayanağı olan önerilerinin büyük payı var kuşkusuz.

Geçtiğimiz günlerde İspanyol bilim insanları, Lancet’te yayımlanan bir yazı kaleme alarak, İspanyol hükümetine verileri şeffaflıkla paylaşması ve salgınla mücadele etmek için daha sıkı önlemler alması için yalvardılar (1). Halk sağlığını bu şiddette ve yaygınlıkta etkileyen böylesi bir pandeminin yıkıcılığını azaltmak için, bilim insanının, insanın yüce yararının savunucusu olmasını gerektiren sosyal sorumlulukları devreye giriyor.

Sağlığın sosyal belirleyicileri

Tarih boyunca otoriteler tıp uygulamalarını, hastalığı tanıma ve sağaltmaya indirgemişler, hekimlere, hastalığa katkıda bulunan sosyal durumları telafi etmelerini buyurmuşlardır.

Fakat, sağlık ve hastalık durumları için birçok sosyal belirleyici vardır. Sağlıklı davranışları benimseme ve sürdürmenin yanı sıra, eğitim ve gelir düzeyi, yeterli ve dengeli gıda, temiz su, atık sistemi ve sağlık hizmetlerine erişim, aşılanma, şiddetten korunma, enfeksiyon etkenlerine ve radyasyon gibi diğer hastalık yapan etkenlere maruz kalma, güvenli ve sağlıklı barınma ve çalışma koşulları gibi bireyin doğrudan belirleyicisi olmadığı birçok faktör, ulusal ve küresel ölçekte kaynakların dengeli dağılımı ve ekonomi politikaları ile çok yakından ilişkilidir.

Örneğin, COVID-19 pandemisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde siyahların beyazlardan daha çok ölmesi, en azından kısmen, çalışma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim güçlüğü gibi sosyal faktörlerle açıklanmaktadır.

Bu faktörleri hesaba katmadan, oluşmuş hastalığın tanı ve tedavisiyle sınırlandırılan tıp uygulamalarının başarısı sınırlı kalmaya mahkumdur. İyi bilinen tarihsel örneklerden birinde, 19. yüzyılda Prusya’nın yoksul bölgelerindeki tifus salgını ile ilgili görüşü istenen bilim insanı ve tıp doktoru Rudolf Carl Virchow, raporunu, tifüsün görüldüğü coğrafyanın kültürel, sosyoekonomik ve demokratik olarak kalkınmasının gerektiğini vurgulayarak bitirmiştir (2).

Bugün, dünya üzerinde hızla yayılmakta olan ve ne zaman sonlanacağı öngörülemeyen COVID-19 pandemisinde, dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları ve tıp doktorları, pandeminin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisini azaltmak için erişime açık raporlar yazmakta, epidemiyolojik modellemeler yaparak, yakın gelecekteki olası vaka ve ölümlerin sayısını, bunları azaltmak için alınması gereken tedbirlerin etkinliklerini öngörmekte ve hükümetlerine gerekli adımları atma çağrısında bulunmaktadırlar. Hastalığa ve ölüme yatkınlık oluşturan değiştirilebilir sosyal faktörleri belirleyerek insan sağlığından yana tavır almaktadırlar.

Bir halk sağlığı sorunu ile karşı karşıya kalındığında, insan sağlığını koruyacak bilimsel verileri şeffaflıkla paylaşmayan ve alınması gereken önlemleri açıklamayan tıp doktoru, bilim insanı, önlenebilir ölümlerden etik ve vicdani olarak sorumlu olacaktır.

Kaynaklar:

  1. Mitjà O, Arenas À, Rodó X, Tobias A, Brew J, Benlloch JM; 62 signatories. Experts’ request to the Spanish Government: move Spain towards complete lockdown. Lancet. 2020 Mar 27. pii: S0140-6736(20)30753-4. doi: 10.1016/S0140-6736(20)30753-4. [Epub ahead of print]
  2. Brown TM, Fee E. Am J Public Health. Rudolf Carl Virchow. Medical Scientist, Social Reformer, Role Model. 2006;96(12): 2104–2105. doi: 10.2105/AJPH.2005.078436